Avrupa ülkelerinde özelliklede, İspanya ve İtalya’nın oldukça gerisindeyiz.
İspanyanın zeytinyağından ihracatı 20 milyar dolar.
İtalya’nın zeytinyağı ihracatı 12 milyar dolar.
Türkiye’de zeytinyağı sektörü kısıtlama ve kotalara rağmen
2023/24 sezonunda 70 bin 750 ton zeytinyağı ihraç ederek
506 milyon 374 bin dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.
(rakamlar üretim ve verime göre değişiklik gösterir)
Yukarıdaki hesap bile Türkiye’nin tarım ülkesi olması durumunda
neler kazanacağını göstermeye yeterlidir.
Enerji dar boğazı yaşayan ülkemizde, milli gelirin önemli bir bölümü
enerji harcamalarına ayırmakta, tabii ki bunu savunma, ilaç,
teknolojik ürünler takip etmekte.
Türkiye yakın bir geleceğe kadar elinde kullanabileceği
Tarım ve hayvancılık kartını kullanmalıdır.
Ancak mevcut tarım ve hayvancılık politikaları bunu karşılamakta yetersiz.
Türkiye bu yapıyla, kalıcı bir Tarım, hayvancılık politikası sürdüremez…
Bu gün yaşadığımız ekonomik daralmanın sebebi tamda budur.
Türkiye tarım ve hayvancılıkta ihracatçı bir ülke olmak yerine,
ithalatçı ülke olma durumuna düşmektedir.
Türkiye, Milli ilaç, Milli Tohum, Toplulaştırma, Kuraklıkla Mücadele
gibi konularda son derece yetersizdir.
Tarım sayımı, Tarımsal planlama gibi projelerin içi doldurulabilseydi
gelecek için önemli bir referans olacaktı…
AB’nin Tarım ve Hayvancılıkta az gelişmiş ülkelerde uyguladığı IPARD programı
tarım ve hayvancılıkta kalkınmayı sağlamak için önemli bir çıktıydı.
Biz bundan da yeteri kadar fayda sağlayamadık!
TKDK ile Bakanlığın Kırsal kalkınma programını entegre edemedik…
IPARD programı da yakın bir gelecekte son bulacak…
Türkiye, tarımın terk edildiği araziler ile bırakılmış hayvancılık işletmeleri
ile dolu bir ülke haline geldi.
Tarımda çalışanların yaş ortalaması ülkemizde 56 dır…
Çiftçi sahipsiz, çiftçi örgütleri kaynaksızlıktan asli görevlerini
yapmaktan oldukça uzaklar…
Tüm bunların nedeni Milli ve kalıcı bir tarım politikasına sahip olmamamız…
Türkiye acil olarak tarım ve hayvancılıkta ödevlerini yerine getirmeli.
Tarım Bakanlığı acil olarak STK, Üniversiteler ile bir araya gelerek yeni bir
Tarım, hayvancılık ve Gıda kanun ve yönetmeliği çıkartmalıdır.
Kaybettiğimiz toprakları geri kazanamayız ancak mevcutları kurtarıp,
koruyabiliriz sağlam çıkartılacak kanun ve hukukla…
Resme bütün olarak bakarsak Orman, Su, Çevre ve iklim değişikliği bir çatı
altında olması zorunluluktur.
Bunu görmek için alim olmaya gerek yok, son 5 yıldır yaşadığımız çevre sorunları,
Orman yangınları ve kuraklığın getirdiği yıkıcı felaketlerin gücüne bakmak yeterlidir.
Devam edecek…!
Yazdıklarımın özetinden 1 tanesi de Türkiye’nin topraklarını korumanın
bu gün ve gelecek için önemine vurgu yapmaktayım ve gereksiz gördüğümüz
ve önemsemediğimiz her fırsatta yok etmeye çalıştığımız zeytinliklerin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek içindir.
Yaklaşık bin yıl yaşama özelliğine sahip zeytin ağaçları şifa ve bereket demektir…
Boş kullanılmayan özellikle orman alanlarına yakın yerlerde oluşturulacak alanlara dikilecek olan zeytin fidanları ile çok kısa zamanda ihracat için en önemli girdi kaynağı olacak ve vatandaşa sağlıklı gıda ürünü sağlayacaktır.
Bunu şeker pancarı, haşhaş, kenevir, pamuk, buğday, mercimek gibi ve canlı hayvan, hayvansal ürünler gibi çoğaltmak yada çeşitlendirmek çok mümkün….
Zeytinlikleri, madenlere yada kont yapmak için yok etmek geleceğimizi de yok etmek demek olduğunu acı bir şekilde göreceğiz
Daha da acısı torunlarımızda bu yapılan yanlışların bedelini ödeyecektir.
Hami Fiskeci
Gazeteci
Tarım ve Çevre yazarı


YORUMLAR