İsyanın planlayıcısı Baş Papazın emriyle Rumlar, Müslüman-Türk’lerin çoğunlukta olduğu Patras kalesini kuşattılar.
İsyan ateşi kısa zamanda bütün Mora’ya yayıldı.
Avrupa’nın yolladığı bağımsızlık hikayeleri, silah ve cephanelere güvenen Rumlar, Müslüman aileleri toptan katlettiler.
Yeni doğan bebekler dahi bu katliamdan kurtulamadı.
Hiç kimseye acımayan Rumlar, hayatını kaybedenlerin gömülmesine dahi müsaade etmediler.
Yaşattıklarını mutlaka yaşayacaklar…
Asırlarca Rumlar, Osmanlı devletinin mümtaz tebaası idi.
Divan tercümanları ve önemli görevlere hep onlardan tayin edilmişti.
Hatta, 1711’den sonra Eflak ve Buğdan Voyvoda’larını dahi onlardan seçildi.
Ancak tüm bunlar onlara yetmedi…
Sapkın Baş Papaz Gregorios yalan ve iftiralarla halkı kışkırtıyordu.
Güya, Mukaddes Kudüs’e inen sözde bir Melek, Gregorios’a müjdeler getirmiş!…
Mora’daki ahaliye yayılan dedikoduya göre,
“Yakında İstanbul kurtarılacak, Bizans” tekrar dirilecekmiş…
Tüm bu gelişmeleri yakından takip eden, Sultan II. Mahmud Han’ın emri ile isyan bastırılarak, ibreti alem için Patrik Gregorios ve adamları Fener Patrikhanesi Orta-Kapısında asılarak idam edildiler.
Ve cesetleri, ibret-i alem için 3 gün meydanda asılı tutuldu…
Gayret, kanaatkarlıktan gelir…
Dün olduğu gibi bu günde, “Türkleri manen ezmek ve yıkmak mümkün değildir.”
Bu özellikleri de; “törelerine, kadere rıza göstermelerinden ve
devletlerine olan itaat duygularından gelmektedir.”
Bunu çok iyi bildikleri için bizi yıkmak, gayemizden uzaklaştırmak için izledikleri yol bellidir.
Benliğimizi unutturmak, milli ve manevi değerlerimizi erozyona uğratmak,
ekonomik olarak çökertmek, sadece bir kaçıdır…
Savaş meydanlarında kazanamayacaklarını bildikleri için terör,
isyan ve masada kazanma yöntemlerini tercih ediyorlar…
Elbet, ülkemiz ihanet edenlere, hainlere dün olduğu gibi bu günde gereken cevabı verecektir…
Patrik_GREGORİOS’un
”RUS ÇARINA” YAZDIĞI MEKTUP, çok önemli tespitleri barındırmaktadır…
“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir.
Çünkü Türkler çok sabırlı ve dayanıklı insanlardır.
Gayet gururludurlar ve izzet-i nefis sahibidirler.
Bu özellikleri de; dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, geleneklerinin kuvvetinden,
padişahlarına, komutanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir.
Türkler zekidir ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar.
Gayet kanaatkardırlar.
Onların bu üstünlükleri, hatta kahramanlık ve bahadırlık duyguları, geleneklerine olan bağlılıktan,
ahlaklarının sağlamlığından gelmektedir.
Türklerde önce itaat duygusunu kırmak ve manevi bağları yok etmek ve dine dayanma güçlerini zaafa uğratmak gerekir.
Bunun da en kısa yolu, milli ve manevi geleneklerine uymayan dış fikirlere ve davranışlara onları alıştırmaktır.
Türkler dış yardımı reddederler, haysiyet duyguları buna engeldir.
Velev ki geçici bir süre için görünüşte kuvvet ve kudret verse de, Türkleri dış yardıma alıştırmak gerekir.
Maneviyatları sarsıldığı gün, Türkleri kendilerinden şeklen çok kalabalık ve görünüşte egemen
güçler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi araçların üstünlüğü ile onları yıkmak mümkün olacaktır.
Bu nedenle, Osmanlı Devletini tasfiye için soyut olarak harp meydanlarında zafer kazanmak yeterli değildir ve
hatta sadece bu yolda yürümek Türklerin haysiyet ve vakarını tahrik edeceğinden, gerçeklere ulaşmalarına neden olabilir.
Yapılacak olan, Türklere bir şey hissettirmeden bünyelerindeki bu yıkımı tamamlamaktır.”
General_Ignatief’in Hatıraları
Avrupa’nın kışkırtmasıyla Osmanlıya isyan eden Yunanistan Bu gün ekonomik ve askeri olarak batmış durumdadır.
Avrupa’nın hasta adamıdır…
Dosta düşmana ibret olsun…
Ateşlenecek bir fitille Yunanistan en azından 3 paya bölüneceği ve batacağı günler uzak ve hayal değildir…
Yolumuz uzun, düşmanımız çok ama hepsini yenecek gücümüz ve aklımız var çok şükür…
Türk Unutmaz, yazar bir köşeye ve zamanı gelince düşmanlarının şah damarını kesmesini çok iyi bilir…
Hami Fiskeci


YORUMLAR