Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Perşembe’nin gelişi, Çarşamba’dan bellidir!

Çiftçimiz son 20 yıldır tarla kültüründen bahçe kültürüne geçiyor ve bunun sancısını hep beraber çekiyoruz, ne yazık ki ne Tarım Bakanlığımız ne Tarımsal Birlikler ne de Ziraat Odalarımız bunun farkında…

Çiftçimiz son 20 yıldır tarla kültüründen bahçe kültürüne geçiyor ve

Kağıt üzerinde baktığımızda bahçe tarımına geçen çiftçimiz kazanıyor gibi görünse de uzun vade de sürdürülebilir değil çünkü bahçeden de seraya kaçış var ancak artan maliyetler, yüksek işçi ücretleri tarımımızı tehdit ediyor.

Tarla tarımını yaşayan Türkiye’de yem büyük bir sorun değildi, büyükbaş yada küçükbaşın karnını doyura biliyorduk, ancak artık oda bir sorun, Türkiye’de yem bitkisi Ekim ve dikimi giderek erimekte, bu gün Avrupa Birliği ve kendi coğrafyamızda en yüksek maliyetle hayvancılık yapmaya çalışan ülke Türkiye’dir…

Türkiye şuan yem sorununu çözemeyen bir ülke bu da hayvancılığa ve doğal olarak et ve süt piyasasını etkiliyor…

Türkiye arpasını bile ithal eden bir ülke konumuna geldiyse bu bir günde yada 5 yılda olmadı, Türkiye’de Toplulaştırmanın yapılamaması, Miras Kanunu, Belediyelerin plansız programsız imar uygulamaları ve son darbe Büyükşehir yasası ile kaybettiğimiz , koruyamadığımız meralarımız bize bu sonu hazırlıyor…

Türkiye’yi özellikle yem ve hububat üretiminde çok büyük sorunlar bekliyor…

Peki çözüm var mı?

Var tabii ki, Tarım Bakanlığı tarımsal planlamayı doğru okur ve doğru yasal düzenlemeleri yaparsa bunu tersine çevirmek pek mümkün, yeter ki o irade gösterilsin…

 

 

Hami Fiskeci

Gazeteci-Tarım yazarı