Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri; Sayın Bakan, Kıymetli Bürokratlar, Milli ve manevi değerlerimizin korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında milli bütünlüğün ve dayanışmanın pekiştirilmesinde aile kurumu, toplum hayatımızda kilit rol üstlenmektedir. Bu nedenle aile kurumunun ekonomik ve sosyal gelişmelerin yol açabildiği olumsuzluklara karşı korunması, güçlendirilmesi, bütünlüğünün korunarak aile bireyleri arasındaki bağlılığın artırılması Türk ve Türkiye yüzyılı vizyonumuzun manevi temellerinden biridir. 6 Şubat 2023 tarihli ve Kahramanmaraş merkezli depremlerde enkazların altında hayatlarımızı, uykularımızı, sevdiklerimizi, sevenlerimizi, geleceğe dair hayallerimizi bıraktık. Çığlıklara sessiz feryatlarımız karıştı. Biz o gün insanımızın çaresizliğine de milletimizin dayanışma gücüne de en yakından şahitlik ettik. Devletimizin ipeğe sarılmış çelikten iradesi, milletimizin feraseti ve direnci ile memleketimizde hayatı yeniden inşa etmek için birleşti. Ancak artık hepimiz çok iyi biliyoruz ki yıkılanı yeniden inşa etmenin, hasarı onarmanın yolu tuğlaları üst üste dizmekten ibaret değildir. Bu yol, insanımızın ruhunu da onarmaktan geçmektedir. Çünkü yıkılan sadece duvarlar değildir; ailelerimizdir. Yıkılan; kendi acısını bir kenara bırakıp ailesine koşan kadınlarımızın yürekleridir, kayıpların ve kederin bir günde binlerce yaş alan çocuklarımızdır, ömürlerinin son demlerinde huzur beklerken hüzne mahkûm olan yaşlılarımızdır. Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Kadınlarımız, çocuklarımız, yaşlılarımız bu felaketin en derin yarasını taşıyor. Kendi acısını kalbine gömüp evladının başını okşamayı bilen, enkazın altından çıkan çocuğuna “Korkma” diyebilen bir metanet ancak Türk kadınında vardır. Onun içindir ki milletimizin küllerinden yeniden doğrulmasını sağlayacak başat güç ailedir. Ve bu nedenledir ki depremin ardından 2025 yılı, “Aile Yılı” olarak ilan edilmiştir. Bu, yalnızca bir takvim kararı değil, bir milli seferberliktir. Kahramanmaraş’ımız ve depremden etkilenen diğer 10 ilimiz başta olmak üzere depremin ardından aile yapısının korunması, kadın ve çocukların psiko-sosyal olarak desteklenmesi; deprem bölgesinde bulunan psikolog, sosyolog ve sosyal hizmet uzmanı kadrolarının desteklenmesi ve yeni oluşturulacak kadroların önünün açılarak sosyal destek imkanlarının artırılması ve mevcut kadrolardaki personelimizin yükünün hafifletilmesi; kadınların ve çocukların rehabilitasyonu için kalıcı, yerinde, sürdürülebilir programların hayata geçirilmesi; milletimizin yeniden dayanma kudretinin tesis edilmesi için yaşamsal bir zorunluluktur. Bu kapsamda Bakanlığımızın çaba ve gayretlerini kıymetli buluyor; bunların, artarak sürdürülebilir kılınmasını bekliyoruz. Depremin etkisi bir anda geçmeyecektir; bu nedenle devletin şefkat eli, Kahramanmaraş’ımıza her daim uzanmalıdır. Binalar hızla yükselebilir ama gönüllerin inşası sabır ister, emek ister, memleket sevdası ile çarpan bir yürek ister. Türk milleti güçlüdür, inançlıdır, kararlıdır. Biz İstiklal Savaşı’nda zafere yürümüş, şehrine kahraman unvanı kazandırmış bir ecdadın torunlarıyız, bu imtihandan da alnımızın akıyla çıkacağız. Yeter ki gayemiz millet, gayretimiz hizmet, gayretimiz insan olsun. Yeter ki aile dediğimiz o mukaddes çatımız dimdik ayakta kalsın. Bu duygu ve düşüncelerle, 2026 yılı Bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor; Aile Yılı’nın, sadece 2025 yılıyla, takvim yapraklarıyla sınırlı kalmamasını; Türk milleti için her yılın aile yılı olduğunun bilinciyle önümüzdeki yılların, yıkılan değil yeniden kurulan hayatların; yalnızlığın değil dayanışmanın; güçlü kadınların, umut dolu çocukların, huzuru kendi evlerinde bulan yaşlıların yılı olmasını temenni ediyor; aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim.





