Aslında et, süt ve yem filmini, Türkiye çok uzun bir zamandan beri izliyor…
Bazen kuraklık bazen de bereketli yıllar gibi , toparlansak ta 3-5 yıl iyi sonra yere çakılıyoruz…
Her şatta ve durumda istikrar şart aksi durumda fiyatlar uçuyor…
Bazen üretici kazanıyor, bazen de marketler
Gözlemlediğim odurki, uzun bir zamandan beri sadece marketler kazanıyor artık.
Zincir marketler bir ağ gibi arıyor şehirleri,
küçük esnaf ve yerel marketler istisna dışında rekabet edemiyor ve yok oluyorlar.
Ama biz uslanmıyoruz ve yaşananlardan ders çıkartmıyoruz, yani çabuk unutuyoruz.
Konuyu özetledikten sonra gelelim önemli bir soruna
Uzun zamandan beri Et ve süt sürekli baskı altında tutuldu.
Bakanlığımız mutlaka istikrarı sağlayacak çalışmaları yapmalı…
Girdi maliyetlerindeki anormal düzeydeki artıştan dolayı sütten para kazanamayan üreticiler
ineklerini kestirmek zorunda kaldı.
İnekler kesilince piyasaya süt arzı azaldı…
Azalan süt üretimi neticesinde fiyatlar yükseldi
ve böyle devam ederse yükselmeye de devam edecek.
Bu kez başka bir sorun baş gösterecek, olurda girdi maliyetleri
düşerse bu kez de inek bulmak gerecek,
inek bulmak için Avrupa ya da Güney Amerika’nın kapsısını çalmamız gerekecek
ancak diğer sorun da yüksek döviz kuru nedeniyle inekler bize göre son derece pahalı…
Bu büyükbaşta yaşadığımız sorunların küçük bir parçası sıra da küçükbaş var…
Bakanlık tedbir olarak iç piyasa yükselmesin diye ihracatı bazı dönemlerde kapattırdı ve
küçükbaş piyasası çöktü!
Yem, saman, çoban gibi önemli girdileri karşılayamayan küçükbaş üreticisi perişan
koyunlarını satacak yer arıyor ancak fiyatlar öyle düşük ki, külliyen zarar da.
Çözüm, büyükbaş ve küçükbaş üreticisine nefes aldırmak olmalı…
acilen ve ivedilikle yoksa ellerini ovuşturan birilerinin çözümü belli yurt dışından ithalatı açalım…
Peki, daha önce açmadık mı bu yolu defalarca değerlendirmedik mi?
Sanırım yeterince ders almışızdır, üreticiyi destekleyip hayvan varlığımızı ve
verimini artırmalıyız aynı filmi bir kez daha izlemeyelim…
Hazine Maliye Bakanlığı tutturmuş bir türkü enflasyon yükseliyor diye,
baskıladığı et ve süt fiyatlarından ötürü peynir, tereyağı, yoğurt gibi
ürünlerin fiyatları patladı tabi ki et fiyatları da bu pahalılıktan nasibini alıyor…
Üreticinin bu gün yanında ve destek olma zamanı gelmiştir.
Paraları bu kez üreticiye harcamaz yine yola devam dersek bu işin sonu
kötüye gidiyor ve telafisinin bedeli ağır ve pahalı olur biline…
Biz bakmaya devam edelim…
Bana göre Zincir marketleri eleştirmek kolaycılığa kaçmak…
Demedik mi küçük esnafa bakkala birleşin büyüyün sermayeyi büyütün diye teşvik etmedik mi,
Avrupa’da bile olmayan dev alışveriş merkezleri için imarda her tür değişikliği yapmadık mı, olmaz yerlere olmaz imarları vermedik mi, Belediyeler, esnaf odaları bas bas bağırdı yapmayın etmeyin
memlekette küçük esnaf kalmadı diye ama dinleyen yok çünkü serbest piyasa ekonomisi var, dendi…
Bütün kabahat zincir marketlerin değil, ortada bir günah varsa, hepimizin.
Şunu da kabul etmek lazım ki her geçen gün büyüyen ve büyüdükçe piyasayı kontrol eden
zincir marketlerin de mutlaka kontrol edilmesi lazım…
Bu kontrolün mutlaka üretici ve vatandaş lehine olması gerekli.
Hal yasası çıkmalı…
hal ile market arasında toptancıyı çıkartmalıyız…
Sistem, tarla, hal ve esnaf olmalı
Sonuç olarak ortada bir gerçeklikte var yüksek döviz kuru,
yüksek girdi maliyetleri ve alım gücü düşüklüğü bizi düşündürmekte,
ümidimiz 2026 yılında ekonomik istikrar yeniden sağlanarak her şeyin normale dönmesi…
Belgin Acun
Program Yapımcısı
Ziraat Mühendisi






YORUMLAR